28 Temmuz 2009 Salı

macet dimana mana tuh...hhhuuuhhhh sengsara hdp di sby...enak di desa ku yg tenang dan lancar jaya....

24 Temmuz 2009 Cuma

leolin'ler



Raelien Akımı
Raelien akımı 1973 ve 1975 'te Avvergne ve Perigord 'da iki kez uzaylılar tarafından kaçırıldığını öne süren Fransız gazeteci ve otomobil yarışçısı Claude Vorilhon tarafından kuruldu. Uzaylıların mesajını anlattığından dolayı “UFO Dini” veya “Uzay dini” olarak ta adlandırılır.

Uzaylıların gezegenine götürülen C.Vorilhon oradan bir mesajla döndü. Vorilhon 'a göre ; Elohimler 'in yani XXI. Yüzyıl meleklerinin gelişine hazırlanmak gerekli idi.Raelien Akımı, insan ırkının, ilerlemiş uzaylı türlerin klonlanmasi sonucu ortaya çıktığına inanıyor.

Kendisini "Rael" olarak adlandıran Vorilhon 'un verdiği simgede Davut 'un Yıldızı ile Hindistan kökenli gamalı haç birleştirilmişti.Parola ise “şimdi anlama zamanıdır, inanma zamanı geçmiştir” idi. Lider Rael (Vorilhon), insanlığın sırrını, 1973'te Fransa'da bir UFO'dan öğrendiğini iddia ediyor. Müritlerden, cinsel tercihlerini kanıtlamaları için tuhaf cinsel ilişkilerde bulunmaları da isteniyor

Kitabı Mukaddes 'in yeniden yorumlanmasının sonucu ortaya çıkan bu akım, akılcılığı ve bilimselliği benimseyerek ateist ve hazcı bir dine dönüşme eğilimindedir.

RAELİENLERE GÖRE YAŞAMIN BAŞLANGICI VE TANRI
DÜNYADAKİ BÜTÜN HAYATI BAŞKA GEZEGENDEN GELEN İNSAN BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN VE DNA'YI KULLANARAK YARATTILAR.

Bu şahaser yaratılış destanın izi, bütün dini yazı ve gelenklerinde bulunmaktadır. Hz Musa, İsa, Buda ve Muhammed bunlardan bahsediyordu. Onları dünyamıza hoşbuyurma zamanı geldi.

NE OLDU?
13 Aralık 1973’de başka gezegenden gelen ziyaretçi, Fransız gazetecisi Rael ile temasa geçip dünyaya tekrar gelebilmeleri için bir eşçilik kurmasını istediler..

Rael ile buluşan uzaylı insan, dört ayak yüksekliğinden biraz daha büyük, koyu-renk uzun saçlı, badem gözlü, derisi zeytin renkli, görünüşü ahenk, mizah ve neşe saçıyordu. Hz. Rael, geçenlerde verdiği açıklamada buluştuğu Elohim’in görünüşüne bunları ekledi: “O Japonya'nın sokaklarında yürüyecek olsa, onu hiçkimse farkedemez” Diğer bir deyimle, onlar bize, biz de onlara çok benziyoruz. Ve hakikatte bizler, Tevrat'ta yazıldığı gibi "onların benzerinde" yaratılmıştık.

O Rael'e söyledi ki':


"Dünyadaki bütün hayatı bizler dizayn etdik"
"Bizleri sizler, Tanrı diye yanlışa aldınız"
"Bütün ana dinlerinizin başlangıcındayız"
"Şimdi ki sizler bunu anlamak için yeterli derecede
olgunluğa eriştiniz, elçilik sayesiyle resmen
bağlantı kurmak istiyoruz"

MESAJ
Rael’e dikte edilen Mesaj açıklıyor ki, dünyadaki hayat, ne rastgele evrim ne de doğaüstü ‘Tanrı’tarafından ama tamamıyle kasten (bile bile), bilimsel alanda oldukça ilerlemiş uzaylı bilim adamları tarfından ve DNA’yı kullanarak yaratmışlardı. Bu uzaylı insanlar ”kendi benzerlerinde” dünya insanlarını, nasıl deriz ki--”Bilimsel yaratıcılık” yöntemiyle yaratmışlardı. Bu bilim adamlarından ve yaptıkları işlerden ve de sonsuz sembollerinden referanslar, birçok kültürlerin eski yazılarda/dini kitaplarda bulunmaktadır. Örnek olarak, İncil kitabının başlangıç bölümünde bahsedilen yaratılışta ”Elohim” kelimesi ”Tanrı” olarak yanlış tercüme edildi. Çünkü hakikatte bu çoğul bir kelime olup ”uzaydan gelenler” anlamına gelmektedir ve bu kelimenin tekili ”Eloha”dır (ve ”Allah” olarak da bilinmektedir). Dünyanın her tarafındaki yerli kültürler, uzaydan gelen bu ”Tanrıları” hatırlamaktadırlar. Bunlar arasında Amerika, Asya, Avustralya, Avrupa ve Afrika (Dogon ve Twa) kültürlerini örnek olarak verebiliriz.

Kendi başına gelişmesi için insanlardan ayrılıp kendi dünyalarına gitmelerine rağmen, Elohim peygamberler sayesiyle (Hz. Buda, Musa, İsa ve Muhammed gibi..) bizlerle bağlantı muhafaza ettiler. Bu peygamberler, onlar tarafından özellikle seçilip eğitilmişlerdi. Peygamberlerin görevi, her çağa ve kültüre uygun mesajlarla insanlığı derece derece ve anlayış seviyelerine göre eğitmekti. Bilim açısından yeterli derecede ilerleyip onları, Yaratıcılarımız ve çağdaş insanlar olarak tanımamızı sağlamak için Peygamberler, Elohim’in izlerini bıraktılar. Babası bir Eloha olan Hz. İsa, yaşamaya imtiyaz olduğumuz bu İfşa/açıklama çağına hazırlama olarak ona verilen bu mesajları bütün dünyaya yayma görevi verilmişti.

GÜNÜMÜZDE RAELİENLER
Günümüzde Raelien akımı taraftarları Fransa ve Fransa Kanada 'sı başta olmak üzere,dünyanın bir çok ülkesinde taraftarı olan bir dini akımdır. Son yıllarda insan kopyalama çalışmalarına destek verdikleri iddiasıyla gündeme gelen ve haklarında dava açılan, Raelien taraftarlarınca akımının inanan sayısının 50.000 civarında olduğu iddia edilse de gerçekte bu rakam 30.000 dolaylarındadır. Raelien tarikatının Montreal dışında “UFO Land Parkı” bulunuyor

23 Temmuz 2009 Perşembe

Lagu apa?

the rockers coba utarakan, lagu apa yang kalian paling suka di album the rock?

GREENPEACE’E KATILIN

GREENPEACE’E KATILIN!
Evet! Greenpeace'e Destek Vermek İstiyorum!

Yeşil, barış dolu, güvenli bir gelecek istiyorum. Greenpeace’in iklim değişikliğinin durdurulması, yenilenebilir enerjilerin hayata geçirilmesi, dünyanın nükleer enerji ve nükleer silahlardan arındırılması, Akdeniz’de yaşamın korunması için yaptığı çalışmaları destekliyorum. Bu amaçla yapılan çalışmaların güçlenmesine katkıda bulunmak istiyorum.

Kredi Kartınızla Destek Verin, Çevreyi Kurtarmamıza Yardım Edin?
Greenpeace, kredi kartı bilgilerinizi standartlara uygun, güvenli sunucu yazılımı (SSL) ile güvence altına alır. Kredi kartı bilgilerinize Greenpeace görevlileri dahil kimse erişememektedir. Daha fazla bilgi için lütfen güvenlik ve gizlilik sayfamızı ziyaret edin.
Not: Güvenliğiniz için e-postalarınızda kredi kartı bilgilerinizin bulunmamasına dikkat edin.
Eğer bu ödeme şeklini tercih etmiyorsanız, 0212 292 76 19 numaralı telefonmuzu arayarak destek verebileceğiniz diğer yöntemlerle ilgili bilgi alabilirsiniz.
Aylık düzenli destekleriniz bizim için önemi
Düzenli desteğiniz ileriye yönelik planlar yapabilmemizi sağlar. Her ay düzenli olarak destek vererek bize kampanyalarımız için gerekli kaynağı sağlamış olursunuz.
Desteğinizi kredi kartınızdan düzenli çekimler şeklinde almak, işlem masfraflarımızı azaltarak daha etkin kullanmamızı sağlar.
Destekçimiz olduğunuzda size gönderilecekler
Greenpeace’in destekçileri için hazırladığı bülten.
Düzenli destek vererek daha yeşil, temiz ve güvenli bir dünya için bize yardım eden destekçilerimiz için hazırladığımız, yılda dört defa gönderilen, kampanya planlarımız ve başarılarımız konusunda bilgi veren bültenlerimizi alacaksınız.
Lütfen kişisel bilgilerinizi girin
Ad*

Soyad*

E-Posta*

Adres*

Adres

Semt/İlçe*

İl

Posta Kodu

Ülke*

İş/Ev Telefonu

Cep Telefonu

Doğum Tarihi

Aylık düzenli destek vererek Greenpeace Destekçisi olun: (Her ay) (TRY = Yeni Türk Lirası)
Miktar
10 TRY 20 TRY 30 TRY Other: TRY en az 5
Ya da TEK seferlik bağış yapın: (TRY = Yeni Türk Lirası)
Miktar
20 TRY 30 TRY 50 TRY Other: TRY en az 5 Gelecek yıl desteğimin otomatik olarak yenilenmesini istiyorum.
* İşaretli bölümlerin doldurulması zorunludur.
Desteğinizi onaylamak için "Onaylıyorum" butonuna basınız.
ONAYLIYORUM

2u erkek idare ettiğim oldu'

Nurgül Yeşilçay özel hayatıyla ilgili samimi itiraflarda bulundu.

Sadık Şendil’in tiyatro oyunu “Yedi Kocalı Hürmüz”, sinema filmi oluyor.Hürmüz rolünü üstlenen Nurgül Yeşilçay, Kelebek'e verdiği röportajda kendisinin de bir zamanlar iki erkeği aynı anda idare ettiğini söyledi ve ekledi: “Birinin bir şeyi hoşuna gidiyor, diğerinin başka bir şeyi... Fakat sonunda ikisinden de kopuyorsun, çünkü üçüncü birine aşık oluyorsun.”

19.7.2009

20 Temmuz 2009 Pazartesi

adamın biri


ADAMIN BİRİ ÇÖLDE AÇLIKTAN ÖLMÜŞ AMA KEMERİ ALTINDANMIŞ

altına dikkat


Altın fiyatları 4 kat artacak
ABD'li altın borsası uzmanı Wood, şu anda 900 dolar olan altının ons fiyatının 3 bin 500 dolar olacağı iddiasında bulundu
20 Temmuz 2009 Pazartesi, 14:05

ABD konut piyasasındaki krizi tahmin eden altın borsası uzmanı Christopher Wood, altın fiyatlarının, gelecek yıla kadar dörde katlanacağını savundu.

Christopher Wood, halen onsu 900 dolarlarda bulunan altının onsunun 3 bin 500 dolara ulaşacağı iddiasında bulundu.

Wood'a göre, finansal sektördeki kırılganlıkları gören ve bunu bir daha yaşamak istemeyen yatırımcılar ''güvenli yatırım aracı'' olarak kabul edilen altına yatırımda bulunacak.

Son 10 yıldaki altın fiyatlarını analiz ettiklerini kaydeden Wood, grafiklerin de altına yatırıma işaret ettiğini ifade etti.

Altının onsu, uluslararası piyasalarda 935 dolardan işlem görüyor.

Altının onsu, bu yılın başlarında 1000 doları test etmişti.

AA

17 Temmuz 2009 Cuma

h1h1

İngiltere şokta

17.07.2009 09:16
Tony Blair’in eşi Cherie Blair’e domuz gribi teşhisi konulduğu açıklandı

Avrupa’nın 6 bin kesinleşmiş vakası ile domuz gribinden en çok etkilenen ülkesi olan İngiltere’de hastalık en üst düzey hastasını buldu. Ülkenin eski başbakanı Tony Blair’in eşi Cherie Blair’e domuz gribi teşhisi konulduğu açıklandı. Hafta başında ateşlenen ve boğaz ağrısı nedeniyle hastaneye giden 55 yaşındaki eski First Lady’de Londra’daki bir klinikte teşhis konuldu. Hastalık nedeniyle Tamiflu tedavisine başlanan Blair, evinde istirahata çekildi. Hastalığın Tony Blair ve çiftin 4 çocuğuna geçmediği belirlendi. Bayan Blair’in de hastalığı nerede yakalandığı da açıklanmadı. Geçen hafta da Başbakan Gordon Brown’un başbakanlık resmi

14 Temmuz 2009 Salı

göbeklitepe/ş.urfa

Kazılarda ortaya atılan en çarpıcı iddiaysa Adem ve Havva`nın yasak elmayı dişlediği `Cennet Bahçesi`nin Göbeklitepe`de olabileceği iddiası!

Kazı çalışmalarını yürütmekte olan Schmidt, İncil`de geçen Cennet Bahçesi`nin Göbeklitepe`nin ta kendisi olabileceğini düşünüyor ve ekliyor: "Göbeklitepe cennetten bir tapınak!"

Şanlıurfa'nın 18 kilometre kuzey doğusunda yer alan Göbeklitepe'de 15 yıldan bu yana yapılan arkeolojik kazı çalışmaları insanlık tarihinin neolitik dönemine ışık tutacak bulgular ortaya çıkarıldı.

Kazılarda elde edilen bulgular, Bölge'nin dünyadaki en eski ilk inanç merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor. Kesin olmamakla birlikte dünya tarihinde ilk insan kurban etme törenlerinin de bu bölgede gerçekleştiğini düşünen uzmanlar, bölge yerlilerinin dünya üzerinde var oluş soruları soran ilk insanlar olduklarını da belirtiyor. Uzmanlara göre bu tapınağı yapanlar yeryüzünde ilk kez evren nedir, biz neden buradayız sorusunu soran kişiler.

Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, dünyanın ilk tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe'nin aynı zamanda dünyanın en eski heykel atölyesi olma özelliği taşıdığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Kürkçüoğlu, Göbeklitepe'de, Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsünde görevli Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında bir ekiple 15 yıldır kazılar yapıldığını hatırlattı.

Kürkçüoğlu, yapılan çalışmalarda, günümüzden 12 bin yıl öncesine (neolitik dönem) ait yabani hayvan figürlü 'T' biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve çakmak taşından yapılmış aletlerin gün yüzüne çıkarıldığını ifade etti.

Kürkçüoğlu, 'Avcı ve toplayıcı döneme ait tapınaklar, Urfa'nın, inanan insanların dünyadaki en eski merkezlerinden olduğunu ortaya koyuyor' dedi. Kürkçüoğlu, üç semavi dinin mensupları için kutsal kabul edilen Urfa'nın bu özelliğiyle daha da önem kazandığına işaret ederek, günümüzden 12 bin yıl öncesine ait kalıntıların bölgede yaşayan insanların mimari yeteneklerinin olduğunu ve çeşitli zamanlarda bir araya gelerek dinsel törenler yaptıklarının belirlenmesini sağladığını kaydetti.

Göbeklitepe'deki buluntuların bilinenin aksine mimarlığın, avcı ve toplayıcı topluluklar zamanında da var olduğunu ortaya koyduğuna dikkati çeken Kürkçüoğlu, şunları kaydetti:

'Dünya'nın en eski tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe kazı alanı aynı zamanda dünyanın en eski heykel atölyesi olma özelliğini taşıyor. Arkeologlara göre Göbeklitepe, neolitik dönemde belirli bir bölgeyi denetim altında tutuyordu. Belki de bölgede yaşayan kabile, dinsel törenleri düzenleme dışında gündelik yaşamla ilgili işleri denetim altına alıyor, aletlerin üretim ve dağıtımını düzenliyordu. Göbeklitepe'de bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan buluntular, Anadolu'nun tarih öncesi dönemine ait bilinenleri ve kültür tarihini daha eskiye götürerek, tarihi bilgilerin yeniden yazılmasına sebep olmuştur.'

1963'TEN BERİ KAZILIYOR

Neolitik döneme ait yerleşim birimi Göbeklitepe'de ilk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nden görevlilerin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe'deki kazı çalışmalarını, 1995 yılından itibaren Urfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklaşa yürütüyor.

LAKSMİ

"We all know, of course, that there isn't a single study indicating dangers of soy that isn't severely flawed."LAKSMİ

13 Temmuz 2009 Pazartesi

genetik


GEN-ETİK OYUNLAR

Geçen akşam evde mevsimi olduğu için bir kavun yemek istemiştik. Yedik de ama bir kokusu vardı ki hiç sormayın. Bir süre sonra iyi kafa yapmıştı bende Tiner kokuyordu resmen. Kendime geldikten sonra internetten araştırmak istedim şu gen-etik oyunları..

Okuduklarıma inanamadım meğer neler yiyiyormuşuz. Mesela size tek bir örnek vereceğim bu konuda, yeterli olacaktır neler olduğuna dair. Uzun süre dayanabilsin diye domateslerin içine balık geni ekliyorlar. Yani bu da demek oluyor ki eve aldığınız domatesler yakında hamsi balığı gibi oynamaya başlarda hiç şaşırmayın….

Tek dertleri satış yapmak, para kazanmak diye düşünebilirsiniz… Aslında iş o kadarla kalmıyor ve o kadar da basit değil. Artık bu bir uluslararası oyuna ve savaşa dönüşmüş durumda. Bu devirde zaten kimse topla, tüfekle uğraşmıyor. Ürünlerde belli ülkelerin hakimiyeti altına giriyorsunuz. Onu bırakın bu ürünlerle bir ülkeyi, bir ırkı bile yok edebilirsiniz. İlacı da kendilerinde olan bir hastalık çıkarabilirler. Bir kez ekile bilen, artık bir daha ürün vermeyen topraklar yaratabilirler ve onların istediği üründen başkasını ekemezsiniz. Bu durumda hiç bir şey yapamazsınız, hakimiyet onların elinde nasıl olsa.

Gene her olayda olduğu gibi buna da paranoya diyenler olacaktır elbet. Onlara da şöyle bir örnek vermek isterim. Her şey atomun keşif hikayesi gibi. O da ilk bulunduğunda sadece etik olarak insanlığa faydalı bir keşifti. Simdi ise bütün dünyayı yok edebilecek güçte. Aynı olay genetik bilimi içinde geçerli. Atom bombasını yapan insanlıktan bu söylediklerimin beklenmesi sizce paranoya mı?

Dikkatli olunmalı tabi ki ama bir insan bir ürünün geninin değiştirilmiş olmasını anlaması imkansız. Tek yapabileceğimiz rengi, kokusu ve görüntüsüne bakmak, bu da yeterli olmayacaktır. Sebebini masalda ki pamuk prensese, cadının zehirli elmayı verme olayını bir kez daha düşünürseniz daha iyi anlarsınız. Ama ne yazık ki tek fark biz uzun bir uykuya daldıktan sonra öpüp uyandıracak kimsenin olmayışı.

Akşamcılar için gen bilimcilere de güzel bir fikirim var aslında. Kavunun içine peynir ve rakı enjekte ederse nasıl olur acaba? Hazır hiç uğraşma, üçü bir arada marketlerde… Saygılar ….