13 Kasım 2009 Cuma

UAKOBUL

havada PANİK




الموظفين المعنيين

سنوات من العمل بشأن هذه المسألة

الأم شيبتون (15th القرن كانوا في البريطاني الشهير نساء المصابات كاهن)


الأم شيبتون (ana Şipton الرئيسية) يقول :


"الطائرات للغواصات من الاتصالات الساتلية من الإيدز ، من الذكور والإناث السلوك في القرن الحادي و20th الحديث عن أي شيء حتى بعد
.. وسوف تعطى الوقت للنظر في الانسانية (حتى القرن 20th)


* إن القرن القادم (21.yy.) علامات لن تكون الأخيرة من الاقتراب ، (2007-2010 بالقرب من فترة 2007-2010 يسمى لن يرى دلائل على ثورات البراكين والزلازل الكبيرة) عندما العلوي والسفلي من العالم حول مستقبل

( 21.yy.) للكائنات الحية.


سبعة أيام وسبع ليلة ، والشعب يراقب صورة رهيبة!

التقلبات ، وهبوطا ، وراء العقل ، سوف تبدأ في الجبال هدير ، سوف الزلازل ابتلاع المدن والأراضي في الفيضانات والسيول إلى الأراضي الهجمات. البشرية ، دفنت في الوحل والمستنقعات. المحيطات ، وسوف ترتفع من الشاطئ ، فإن القارة العجوز أن يكون قد انتهى ، جديدة سيتم احياء ، (مو قارة اطلانتس والمحيط الأطلسي والعظمى عام 2011 من المحيط الى الارض يأتون من أوروبا وأفريقيا وآسيا السواحل سوف تختفي مع موجات مد.) غاضبون حوش سيكون في السماء
وفي مكان بعيد ؛
بعض الناس في العالم أوه كم هو قليل مجموعة ، عدد قليل جدا من الناس سوف نتخلص من. إعادة تشغيل العنصر البشري. والعالم ستزول عما قريب. الناس تنسى ، ويضحك ، وينتقل إليه. مصير لحقوق الإنسان التي يتم الحصول عليها.
> geçiş yap İkiside Tahminler doğrultusunda 21.12.2012 tarihlerinde gerçekleşecek
FOTON KUŞAĞI ETKİSİ ve NİBİRU...
Nibiru
Sümerler tarafından, Nibiru, yani geçiş gezegeni ismi verilen, Babil astronomları tarafından ise Marduk olarak adlandırılan gezegendir. 2012 yılında dünyaya yakın geçiş yapacağı öne sürülmektedir. Zecharia Sitcin tarafından yapılan araştırmalara konu olmuştur. Dünyadan 4 kat daha büyük olduğu ve güneş çevresindeki turunun 3600 yıllık periyoda sahip olduğu bu araştırmalarda ortaya atılmıştır. Sitchin,Mısır ve Mezopotamya'daki araştırmaları esnasında eski uygarlıkların da bu gezegenden haberdar olduğunu saptamıştır.

Türkiye'de de yazar Burak Eldem konu ile ilgili bir kitap yazmış ve bu gezegenin eski uygarlıklar dönemindeki önemi ve 2012 yılında yapacağı öne sürülen yakın geçişle ilgili teoriler sunmuştur.

Teorilere göre 10. gezegen denen Nibiru (NASA'nın 2001 KX76 olarak katalogladığı gezegen) güneş etrafındaki 3657 yıllık her dönüşünüde dünya'ya yakın olarak gelip geçerken dünya üzerinde türlü felaketlere sebep olmaktadır. Bu seferki geçiş ise kimilerine göre 2012 yılında gerçekleşecektir. Güneş sistemimizdeki elemanlar olarak Zecheria Sitchin Güneş'i ve Ay'ı da cisim olarak ele aldığında 11 cisim söz konusu olmaktadır. Nibiru'yu bu sisteme eklediğinde 12 sayısına ulaşılmaktadır (Sümer tabletlerini çeviren Sitchin'e göre). Güneş ve Ay'ı saymazsak 9 gezegenden oluşan güneş sistemimizde Nibiru 10. Gezegen olmaktadır. Zecheria Sitchin'in kitabında anlatılan 12. Gezegen ile bugün tartışılan 10. Gezegen aynı gezegendir. Son zamanlardaki, Güneş sistemimizdeki gezegenlerin parlaklıklarındaki artış, Jüpiter'in uyduları ile arasında iyonize bir bağlantı oluşması, gezegenlerin manyetik çekim güçlerindeki artış, Jüpiter, Uranüs ve Neptün atmosferlerindeki sıradışı değişiklikler dünya üzerinden teleskoplarla izlenmektedir. Son aylarda tüm dünya'da görülen atmosferik anormallikler ve çeşitli büyüklükteki depremlerin yoğunluk kazanması ile ilgili açıklamalar 10. gezegenin gelişi ile ilgilidir.




Tüm resmi görmek için tıklayın


FOTON KUŞAĞI ETKİSİ
(Işın çağına giriş olarak tanımlanmakta)
İndigo Dergisi
Haber: Didem Çivici

Foton Kuşağı Etkisi

Karşımıza çıkan herhangi bir sağlam bilimsel veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediğinden bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek şey birkaç bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araştırmalarından ibaret. Zaten bu konu üzerinde araştırmalar yapan bilim adamları da bulundukları yerlerden uzaklaştırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen döngünün 26.ooo yıl olduğu, bu geçişin belirtisi olan Schumann Rezonansı'nın değişimi ve Foton Kuşağı içerisinde bulunan yıldızların varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya konulamamış. Foton Kuşağı güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden yoğun bir uzay boşluğu ve bazı x-ışınlarını da içermekte. Galaksi içerisine akan manyetik bir ışık olarak ta tanımlayabiliriz.

Edmun Halley tarafından keşfedildi

Keşif, ingiliz astronom Sir Edmund Halley'in (1656-1742) günlerinde başlayan Pleiades çalışmalarıyla başladı. Halley, bu yıldız grubundaki 3 yıldızın Yunanlılar tarafından belirtilen yıldızlar arasında bulunmadığını ortaya çıkardı. Yunan astronomlar ya da Halley yanılmış olabilir miydi? 1991 yılında yayınlanan bir makalede sunulan diagrama göre 6 yıldız; Merope, Atlas, Teygeta, Electra, Coeleno ve güneşimiz Pleiades'in bir yıldızı olan Alcyone'nin yörüngesindeler.Daha sonra Halley şu sonuca vardı: Pleiades takımı belli bir hareket sistemiyle ilerliyordu. Bu tez, Frederick Wilhelm tarafından onaylandı. Pleiades, her yüzyıl için 5.5 saniye kesin bir hareketle döngüsüne devam ediyordu.

Altı gün içinde Dünya'nın tamamen değişeceği iddia ediliyor

Foton Kuşağının merkez alanına girilmesiyle birlikte yaşanılması beklenen fiziksel ilk etkileşimler ise şu şekilde sıralanıyor yayınlanan bir çok raporda:

1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık.
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu).
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.

5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).





Foton Kuşağı etkisine ilk kez Atlantis devrinde girildiği sanılıyor

Kuşağın başlangıç noktası, küçük bir atom parçası ve onun yörüngesinde olan bir grup elektrondan ibaret. İngiliz fizikçi Paul Adrian Maurice Dirac, her bir partikül için bir anti-partikül bulunduğunu öne sürmüştü. 1932'de Carl David Anderson bu anti-partikülü buldu ve ona "positron" adını verdi. 1956'da anti-proton ve anti-nötron keşfedildi. Bir anti-partkül şekillendiğinde, sıradan bir partiküller evreninde meydana gelir ve bu, bir elektronla buluşup çarpışmasından önce bir anlıktır. Bu çiftin toplam kütlesi "Foton" formunda enerjiye dönüşür. Bu yeni ve önceden görülmemiş bir enerji kaynağı gücü sunar.

1961 yılında uydu kaynaklı araçlar tarafından bir foton kuşağı keşfedildi. Bu kuşağın gezegenimizden 400 ışık yılı uzakta olduğu açıklandı. Astronom Jose Comas Sola yedi yıldızlı Pleiades takımı üzerinde özel bir çalışma yaptı ve bir sistem oluşturduklarını keşfetti, ki bizim güneşimiz ve daha pek çok yıldız da bu sistemin parçalarıydılar ve her biri kendi gezegensel sistemlerine sahipti. Güneşimiz bu sistem yörüngesini 24.000 yılda tamamlıyor. Bu 24.000 yıl iki bölümde alınıyor; 10.000 yılı karanlık (ya da Galaktik Gece), 2000 yıl ise Foton Kuşağı'nın ışığında geçirildiği sanılıyor. Ve bazı bilim adamları tarafından, bulunduğumuz dönemin ışık bölgesine geçiş olduğu tahmin edilmekte. Tahmin edildiğine göre böyle bir olay dünyanın oluşumundan beri bir kez deneyimlendi ve bu tarihin de Atlantis devrine rastladığı öne sürülüyor.

Foton Kuşağı temel olarak 3 elementi içermekte. İlki, "Null Zone" (sıfır bölgesi). Bu bölge, madde ve madde olmayan parçaların kuşağın proton parçalarını oluşturmak için çarpıştıkları bölge. Burası ayrıca Pleiades yıldız sisteminin elektromanyetik alanlarının etkisiz bırakıldığı yer. Bu süreç, bilinçlilik seviyelerimizi değiştirecek ve evren yapısına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayacak. Diğer bölme ise foton ırmağı ile sıfır bölgesinin (null zone) iç kenarı arasında olan akım alanı. Bu bölgeye geçişle daha yüksek boyuta geçiş imkanına sahip olunacak.



2012'de Işık devrine geçiş yapılacağı söyleniyor

Foton Kuşağı, Dünya ile çarpışmak üzere olan yoğun bir foton(ışık parçacıkları) enerji bandı olarak rapor ediliyor. Ulaştığında 5 günlük bir karanlık, elektriksizlik, yoğun ufo inişleri, insanlık için psişik yeteneklerin ortaya çıkması, insan bedeninde oluşan değişimler (transformasyonlar) ve daha pek çok değişim beklenmekte. Şu anda karanlık dönemin sonunda olduğumuz ve bu dönemin 2012'de son bularak 2000 yıllık "ışık" devrine geçiş yapılacağı söyleniyor. Yıldız aktivasyonu güneş sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı), Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile başlayacak. Yaşanılacağı tahmin edilen en büyük deneyim ise, bu kuşağa girildiğinde, şu anda bulunduğumuz 3. boyuttan 5. boyuta yükseleceğimiz. Bu sıçrayış elbette ki beraberinde bir çok farklılık ve mutasyonlar getirecek. Şimdiden deneyimlediğimiz olaylar da aslında bu sıçrayışı doğrular nitelikte: ciddi iklim değişiklikleri, kıta transferleri, v.s. Ayrıca bu kuşağa girildiğinde bilinçlilik boyutlarının her birine geçiş imkanına sahip olacağımız tahmin ediliyor. Şu anda küresel bilinç değişiminin sonuçlarını da birebir deneyimliyoruz aslında. Dünyayı kasıp kavuran savaş ortamı, toplumlar arası anlaşmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların da bu geçiş döneminde, ya da "null zone"da bulunmamızdan dolayı olduğunu düşünebiliriz.

Bütün canlılardaki değişim

Yaşadığımız bu dönem ve beklenen değişimler kutsal kitaplarda, mitolojide ve bilim adamları tarafından da ayrıntılı şekilde incelenmişti. Raporlara göre, Foton Kuşağı'na girildiğinde, gökyüzü ateş gibi gözükecek, ancak soğuk olacak. Bu değişim ve yansımalar elbette ki içine girilen kuşağın etkileriyle birlikte ortaya çıkan kimyevi değişimler ve tranformasyonların sonucunda kendilerini açığa çıkaracaklardır. Kuşağa ilk önce güneşimizin girmesi halinde ani bir karanlığın olması da söz konusu, ki bu sürenin 110 saat kadar sürmesi tahmin ediliyor. Güneşsel radyasyon ve Foton Kuşağı'nın arasındaki etkileşim gökyüzünün yıldızlarla dolu gibi gözükmesine neden olacak. Dünya bu kuşağa girdikçe tüm moleküller uyarılmış olacak ve atomlar mutasyona uğrayacaklar. Bu duruma bağlı olarak fiziksel yapılarda (insanla birlikte hayvan ve bitki aleminde de) farklılıkların meydana gelmesi bekleniyor tabii ki.

Null Zone ve Schumann Rezonansı

Bu kuşağa girmeden önce, yani bu zamanda, "Null Zone" (sıfır bölgesi) denilen zaman deneyimlenmekte. Bu dönem boyunca sismik aktivite ve volkanik hareketlenme görülüyor. Ayrıca iklim değişiklikleri ve buna bağlı olarak şiddetli tayfunlar, fırtınalar ve hortumlar gözlemleniyor. "Null Zone", bir başka deyişle, madde ve madde olmayan bütün partiküllerin yok edildiği yer. Oluşacağı beklenen bu foton etkisi çok önemli, zira bize yeni bir enerji kaynağı sunacak. Bu kaynak, doğal olarak fosil yakıtlara bir son verecek ve bunun sonucunda da tahmin edildiği üzere daha yaşanılabilir bir dünya oluşturulmuş olacak. Bu bölgeye geçişin kanıtı olarak gösterilen en güçlü kaynak ise Schumann Rezonansı. Dünya'nın kalp atışı olarak nitelendirilen bu titreşim daha önceki zamanlarda 8.1 iken günümüzde 12.1'e yükselmiş durumda, ve hızla yükselmekte. 13.0 olduğunda ise "Null Zone"un tamamlanmış olacağı rapor ediliyor. Astrofiziksel hesaplamalara göre Foton Kuşağı'na saatte 208.800 km hızla gireceğiz. Kuşağın enerjisi fiziksel sonuçların yanında eterik ve spiritüel anlamda da kendini gösterecek.

Bilimsel veriler, ciddi ve hızlı bir değişim olduğuna işaret ediyor

Rus bilim adamları tarafından açıklanan değişimler de galaksinin merkezinden gelen enerjinin varlığını teyit eder yönde. Dr.Alexey N.Dmitriev'in çalışması gösteriyor ki gezegenlerin atmosferleri, gezegenlerin kendileriyle birlikte büyük bir hızla değişim geçiriyor. Örneğin Mars atmosferi zamanla daha kalınlaşıyor; Ay, kendi atmosferini oluşturmakta. Ya da bu tarz bir değişimi kendi gezegenimizde görebiliyoruz: atmosferdeki HO(hidroksit) oranı daha önce hiç ölçülmediği kadar fazla. Bu oran küresel ısınma, florkarbon emilimleri ya da bu tarz oluşumlar sonucu oluşmuyor; sadece kendilerini gösteriyorlar. İyonosfer tabakasında plazma jenerasyonu, magnetosferde magnetik fırtınalar, atmosferde ise siklonlar aracılığı ile enerji boşalımları oluşumları gözlemleniyor. Daha önceden nadir rastlanan atmosferik yüksek enerji fenomenine artık daha sık ve yoğun rastlanmakta. Gaz-plazma zarfının maddesel birleşimi de transforme olmaktadır. Gezegenlerin manyetik alanları ya da parlaklıkları da hızla değişiyor, artıyor. Jüpiter, Venüs, Uranüs ve Neptün, bu sonuçların alındığı gezegenlerden.

Rus Ulusal Bilim Akademisi Foton Kuşağı üstüne çalışmalar yapıyor

Dünyamızda eyleme geçmiş olan transformasyonlar ise aşikar. Gün be gün artan sismik aktivasyon, volkanik hareketlenmeler ve diğer bir çok doğal felaketler elbette ki gözlerden kaçmıyor. Dr.Dmitriev'in belirttiği ve dikkat çektiği nokta ise bu çeşit bir değişimin dünyada daha önce 10.000 yıl önce görülmesi. Burada göze çarpan ve bazı topluluklar tarafından ortaya atılan konu ise güneş ile dünyanın değişimleri arasındaki bağlantı. Maalesef bu tarz konularda çoğu bilgi ifşa edilmiyor. Bu tarz araştırmaların yapıldığı bir merkez de Sibirya'daki Rus Ulusal Bilim Akademisi. Burada yapılan çalışmalar sonucu edinilen bilgi ise şöyle: Şu anda Güneş Sistemi'nde yaşanılan enerjisel değişimin tek olası sebebi farklı-daha yüksek olan bir enerji alanına giriyor olmamız olabilir. Ve bu yüksek enerjiye geçişin sonucunda DNA spirallerinin kendileri de değişim geçirmekteler. Şimdiye kadar hayatımızda yer alan bilim araştırmaları sonucu elde ettiğimiz bilgilerle ortaya çıkarılan 2 sarmallı DNA yapısı hızla mutasyona uğramaktadır. Bu sıçrayışla da bu sarmalın 2'den 12'ye çıkacağı biliniyor. Bu enerji emiliminin Güneş Sistemi'ndeki tüm maddelerin özünü değiştireceği bekleniyor, ki bir bir de deneyimliyoruz çevremizde.

Aslında tüm bunlar, hücresel ya da ruhsal boyutta olsun, bize pek yabancı değil. Çevremizde her an deneyimlediğimiz olayların dökümü sadece. Kainata dikkatlice baktığımızda ve onu içsel sesimizle dinlediğimizde bunlardan farklı bir şey duymayacağımız da aşikar. Hergün yaşadığımız ve gün geçtikçe artan doğal felaketler, politik sürtüşmeler, savaşlar, içsel değişimler binlerce yıldır beklenilen dönemin getirileri elbette. Bunların hepsi asırlardır bekleniyordu; kutsal kitaplarda olsun, kadim medeniyetlerin yazıtlarında olsun her zaman karşımıza çıktılar. Şimdi ise bu değişime tanık oluyoruz ve yeni dönemin getirdiği farklılıklara yaşamlarımızı adapte etmeye hazırlanıyoruz. Zira başka seçeneğimiz de yok; ya değişimi kabul edecek ve "bir" olacağız, ya da eski enerji ile birlikte savrulmayı göze alacağız.



ÜÇ GÜNLÜK KARANLIK


F. Joseph Montagna tarafından derlenmiştir. (Kirael'in BÜYÜK DEĞİŞİM kitabından alınmıştır.)

Derin bir endişeyi ifade ederek başlamama izin verin. Üç Günlük Karanlık, korku ve panik ile değil, Dünya'nın 4. Boyuta yükselişi ile ilgilidir. Lütfen anlayın, bu sadece sizi yükseliş işlemine hazırlamak için bir girişimdir. Bu Değişim, sevgi ile ilgilidir, ve hissettiğiniz korku kendi seçiminizdir. Akıllıca seçim yapın, dostlarım, çünkü Değişim, farkındalığın uyanışının başlangıcı olacak.

Aslında Üç Günlük Karanlık, Dünya Ananın Foton Kuşağına girişi ile ilgilidir. Bu olay Üç Karanlık Günü kapsamaktadır ve bu Değişimin ya da 4. boyuta (5. boyuta) yükselişin müjdecisi olacaktır. Bu dönem boyunca size neler olacağı hakkında kısa bir özet yapmama izin verin. Bütün olay 7 ya da 10 günlük bir dönemde gerçekleşecek fakat lütfen bu rakamların kesin olduğunu düşünmeyin, çünkü 1 gün az ya da çok olabilir.

İLK GÜN

İlk gün, tam tamına bir kargaşa hissi olacak. Bu korku yaratmak için tasarlanmamıştır. Evet, Yaratıcı korkuya izin verir, ama siz bu korkuya kapılmak zorunda değilsiniz. Bu yazıyı okuyanlar, o dönemde ortaya çıkacak olaylara önceden hazırlanmış olacak. Hala korkuyu önlemek için çaba sarf etmelisiniz, çünkü bu olay bütün Dünyada nüfuz edecek. Bu, herkesin korkularını iyileştirerek Değişimi gerçekleştirdiğinden emin olmak için Işık Varlıkları tarafından planlanmıştır. Ve yine, korku içinde yaşadığınız için, aslında bu korkudan birçok iyi şey yaratıyorsunuz. Korkularınızı iyileştirmek, tamamen, Yaratıcı'nın planının bir parçasıdır.

Bu, şimdi neden şu anki korkularınızı ele almanızın gerektiğinin başka bir nedenidir. Korkularınızın üstesinden gelmede ve onları yok etmede deneyim kazandıkça, Değişim ile daha iyi başa çıkabileceksiniz.

Bugünlerde uğraştığınız bazı korkularınız şöyle senaryolar içermekte: Faturalarım ödenecek mi? Evli kalacak mıyım, kalmazsam eğer ne yapacağım? Bütün paramı aptal bir yatırımda kaybedecek miyim? Evet, bunların hepsi gerçek, fakat yapmanız gereken tek şey probleme karşı koymak, ve onu (bilincinizde) berraklık yaratacak noktadan ele almaya hazır/gönüllü olmak. Böylece, daha az korkutucu ve yönetilebilir olacaktır.

İşte bu yüzden kendinizi tanıma çalışmalarınızı ve diğer derslerinizi zamanında tamamlamanız vurgulanmaktadır. Korkularınızın üstesinden gelmeyi mümkün olduğu kadar iyi öğrendiğinizde, Değişim bir kabustan çok bir macera haline gelecektir. Uygulama/çalışma mükemmeli getirir.

İlk gün boyunca, kitlesel hastalık ve görünüşte yıkıcı bölünme illüzyonu ile titreşeceksiniz. Tam anlamıyla 3. Boyutu terk edecek ve 4. Boyuta gireceksiniz, Foton Enerjisiyle birlikte. Dünyanın değişimini o güne kadar hiç deneyimlemediğiniz kadar çok hissedeceksiniz. İlk 12 saatte ya da gün boyunca, pek ortalıklarda dolanmak istemeyeceksiniz. Durağan kalmaya zorlanacaksınız.

Bu Dünya Ananın ani fren yapma yöntemidir. Bu dönem boyunca, kendini sarsacak ve birçok özelliğini yeniden düzenleyecek. Bütün bunların hepsi daha şimdiden planlanmıştır ve Dünya kendini yok etmeden ne kadar ileri gideceğini tabi ki bilmektedir. Bu sizin ilk işaretiniz olacak #8211; kitlesel kargaşanın ortaya çıkışıyla onu takip eden Dünya ananın gürlemeleri.

Buna göre daha önemli bir çok deprem yaşadınız bile. Aslında, bu sefer depremler hemen hemen sıradan bir hale gelecek. Sizin 8 ya da 9 Rihter Ölçeğinizden bahsetmiyorum, daha çok 5 ya da 6 hatta daha az, çünkü bu Dünya Ananın kendini Değişime hazırladığına işaret etme şeklidir. Bununla birlikte, kendini, boyut enerjisinin 3.den 4.ye ilerlediği ve Foton Kuşağı enerjisinin Dünyayı içine çekmeye başladığı son Değişim pozisyonuna yerleştirdiğinde, 3. Boyuttaki son dönüş aşamasını hazırlayacak. Sonuç olarak, yaklaşık ilk günün 12 veya 16 saat sonrası, kalan zamanlar tam anlamıyla zor olacak. Lütfen panik yapmayın! Kaç kere hatırlatılmaya ihtiyaç duyuyorsunuz biliyor musunuz? Lütfen panik yapmayın! Bu ilk saatlerde sakin kalabilirseniz, her şey yerine oturmaya başlayacak çünkü başlangıçtaki deprem sarsıntıları ve bölünmeler şiddetle azalmaya başlayacak.

Ortaya çıkmaya başlayacak diğer özellikler, sıcaklıkta ve güneş ışığında azalmalar içerecek. Daha sonraki birkaç gün boyunca hava akşam üstü gibi olmaya başlayacak. Bu noktadan itibaren çok fazla güneş ışığı görmeyeceksiniz, en az bu değişimi atlatana kadar.

Bu zaman süresince, dehşet verici bir uyanış meydana gelmeye başlayacak. Psişik / telepatik yetilerinize bağlı olarak, öbür tarafa geçmiş olan arkadaşlarınız ve akrabalarınız sizinle iletişime geçebilecekler. Bu sizin, bir çoğunuzun daha önce hiç deneyimlemediği / yaşamadığı bir biçimde görevinizi yerine getirmenize imkan verecek. Bu, son yıllarda bir çok ruhsal rehberin size neden şiddetle MEDİTASYON yapmanızı önermesinin bir başka sebebidir. Bu söz vurgulanmalıdır, ona önem vermeniz gerektiği için.

İKİNCİ GÜN

Bu gün, artan karanlık bütün Dünya'ya nüfuz etmeye başlayacak, daha önce hiç yaşamadığınız / hissetmediğiniz bir soğukla birlikte. Bu derin bir soğuk olacak çünkü içinize işleyecek. Bu zamanda, karbon temelli olmayan diğer varlıklarla da bağlantı kuracaksınız. Bu, neden korkuya dayalı bir hayat yaşayamayacağınızın bir başka sebebidir, yüzleşeceğiniz şey en büyük sınavınızın bir kısmı olacak. Anlamanız gereken tek şey; BU BİR TEST! Yapmanız gereken şey Işığı üstünüzde tutmak, böylece farkındalığınız yükselecek ve sınav yok olacak.

Üçüncü gün, Dünya Ana tamamıyla Foton Kuşağına girmiş olacak ve Dördüncü Boyuta gerçek geçiş meydana gelecek. Bu zamanda, Foton Enerjisi Yeryüzünü tamamen saracak, ve Üç Günlük Karanlık başlayacak. Foton Kuşağının dış bandı, üçüncü boyutun özünü temizleyip dördüncü boyut enerjisini ateşleyebilmek için son derece yoğundur. Karanlık varolacak çünkü ışık parçacıkları o kadar yoğunlaşacak ki "yok" görünümü alacaklar. Bu dış banttan çıkış yaklaşık üç
gün sürecek ve tamamıyla karanlığın içine çekilmişsiniz gibi görünecek. Zamana takılıp kalmamaya çok dikkat edin, aldatıcı olacaktır ve enerjinin yerleşmesinin ve sakinleşmesinin daha uzun sürmesine sebep olacaktır.

Foton Enerjisi, içine girildikçe, güneş ışığını tamamen engelleyecektir. Bu gerçek bir karanlık oluşturacaktır. Foton Kuşağının özü güneş ışığını engelleyebilecek güçtedir. Her nasılsa, güneşin termal enerjisinin bir kısmı Foton Enerjisini delip geçebilecektir, böylece bir "Buz Çağı" yaşamayacaksınız. O kadar şiddetli olmayacak ama inanın ki çok soğuk olacak. Bedeniniz, bir çoğunuzun deneyimleyeceği hareketsizliğin karşılığında titreşimsel bir değişime uğrayacak.

Dışarıya çıkıp sorunları halletmeye çalışmak hiçbir şey ifade etmeyecek. Aşağı inip köşedeki dükkan açık mı diye bakmaya gitmeye çalışmak gerekmeyecek. Açlıktan ölmeyeceksiniz. Üç günde kimse açlıktan ölmez. İlk aşamada, ****bolizmanız değişecek böylece yemek ihtiyacı hissetmeyeceksiniz. Onun yerine sadece çok hafif maddeler yiyeceksiniz. Başlangıçta, sadece Yaratıcının Işıktan oluşturduğu bitki alemi var olacak. Bu, Yaratıcının size sağladığı ama her nedense bu noktaya kadar akıllıca yararlanamadığınız bir şeydir. Artık bu bitkileri sadece akıllıca kullanmakla kalmayıp titreşimlerinin gerçek özünü / aslını da öğreneceksiniz. Eminim ki bazılarınız bu duruma uyumlanmakta zorluk çekecek, fakat birçoğunuz bu yeni yiyecek kaynağından zevk alacak.

Aynı zamanda bu olay gerçekten Yeryüzünü içine çekecek, bu olayı tamamıyla yaşamak kaderinde olanlar, titreşimsel beden transferi ve hareket birliği hakkında zaten bilgilenmiş durumda olacak, böylece fiziksel öz tamamen korunmuş olacak. Bütün bu günlük / olağan seviyede öğrendiğiniz şeyler çok uzak gelecekte olmayan o zamana bir hazırlanış şekli.

Bu üç günlük karanlık ve soğuk döneminin ortasında, dünya populasyonunun çoğu güçsüz ve hareketsiz halde olacak. Öyle yavaşlamış olacaksınız ki bu üç gün şimdiki zamandaki gibi geçmeyecek, ve böylece korkunun bir kısmı ortadan kaldırılmış olacak. Yoğunluğun bu kısmından geçişinizi zar zor hatırlayacaksınız. Bu olay başladıktan ve üç günün ilk gününü geçirdikten sonra, kendi içinizde tamamen kış uykusu halini alacaksınız.

GEÇİŞTEN SONRA

Bu karanlık günlerden çıkışınız en uç beklentilerinizin bile ötesinde olacak. Karanlık dağılınca, günışığı gelmeden önce başka bir 2 ya da 3 günlük bir dönem yaşayacaksınız. Bu dönemde hava akşam karanlığı gibi olacak. İlk adımınızı attığınızda daha önceki gibi ayaklarınızın artık yere değmediğini farkedeceksiniz. Havada sıçrayabildiğinizi, bir süre orada kalabildiğinizi, yavaşça yere inebildiğinizi keşfedeceksiniz. Yeni enerjinin hala yoğun olduğu bölümler olacak, yani bazen aldatıcı durumlar olabilir.

Bedeninizin içinde hareket eden bir şey hissedeceksiniz, ve bedeninizi içinizde ışık saçan bu yeni enerji ile doldurabildiğinizi keşfedeceksiniz. Yeni sizi içine çeken bu yeni hissi seveceksiniz.

Bu yenilikle baş etmeyi yeni realitede size yardımcı olacak öğretmenlerin rehberliğinde öğrenmeniz iki yıldan dört yıla kadar bir zaman dilimi gerektirecek. Bu öğretmenler paylaştıkları için onurlandırılacaklar ve siz de onları takdir edeceksiniz. Şimdi neden hepimizin derslerimizi Geçişten önce tamamlamamız gerektiğini anlamaya başlıyor musunuz? Böylece, daha sonra bunları deneyimlemeye gerek kalmayacak.

Tamamlanmamış her deneyimi direkt olarak bu yeni realiteye taşıyacaksınız, bu nedenle Geçişten önce mümkün olduğunca hazır olun ki diğerleri yeni hızda ilerlerken siz değerli vaktinizi onlarla boşa harcamayın.
Onca zaman geçmesine rağmen neden hala acıkmadığınızı merak edeceksiniz. En ufak bir açlık hissetmemekle kalmayıp, vücudunuzdaki yağlar / şişmanlık da, hepsi olmasa da çoğu, yok olacak. En sonunda açlık duyduğunuzda, Yaratıcının bizim için yetiştirdiklerini yemek ihtiyacı hissettiğinizi fark edeceksiniz. Aslında hep orada olan ama daha önce asla farkedemediğiniz bitkileri göreceksiniz. Birini alacak, ağzınıza atacaksınız ve o da yavaşça ağzınızda çözülecek ve siz de enerjisinin sisteminizde ortaya çıkışını hissedeceksiniz. Ve sonra birden değişik nefes aldığınızı fark edeceksiniz. Nefesiniz başınızın tepesinden gelecek ve alışılmadık bir biçimde tamamen bedeninizi dolduracak. Böylece, Geçişten sonraki ilk birkaç gün, daha önce deneyimlediğinizden, alışık olduğunuzdan farklı olan her şeyle işlev görmeyi öğrenmekle geçecek.

Bir çok yeni şey, yeni ve aydınlanmış düşüncelerinizi meşgul edecek. Bütün düşünme sisteminiz fazlasıyla açık olacak, ve hafızanız hazır olduğunuzun da ötesinde olacak. Yaklaşık 2000 yıl boyunca Dördüncü Boyutun zevkine varacaksınız.

Genel anlamda, dostlarım, bu sarsıcı bir dönem gibi görünmesine rağmen, (bu dönem) toplu aydınlanma sürecinin başlangıcıdır. Hepiniz, bir çok yaşam boyunca yükselişin tamamını hatırlamak için hazırlanıyorsunuz. Hiçbir şey boşa gitmemiştir. Derslerinizi büyük bir ilgiyle ve istekle öğrenin, böylece eski bavullarınızı yeni ve heyecan verici çağa taşımamış olursunuz.

Her birinizin yaşam planı belli başlı deneyimleri içerir ve her deneyim yeni bir anlayış düzeyi yaratmak için tasarlanmıştır. Bir dersi kısa kesmeyi seçtiğiniz her seferinde, o ders, daha sonra üstünde çalışasınız diye yeni realiteye ertelenir. Deneyimleme ihtimallerini asla geri çevirmeyin.

Her şeyin geçmişte hayalini kurduğunuz bir yere taşınmış olduğu yeni bir enerjide uyandığınızı düşünün. Çevrenize baktığınızda ve hayatın potansiyellerini incelediğinizde, hayat göz alıcı güzelliktedir. Ve sonra, yeni bedeninizi ve onun yeni enerjideki yetilerini anlamaya başlarsınız. Her nasılsa, tamamlanmamış öğrenim durumuna uygun olarak, Yüksek Benliğiniz, daha önce kaçtığınız belli başlı deneyimleri tekrarlamak zorunda olduğunuz bir plan yapar. Tüm varlığınızla yeni enerjiyi deneyimlemek / yaşamak isterken, bütün dersler tam öğrenilmeden bir adım dahi ileri gidemeyeceksiniz. Bu yüzden hiç bir ihtimali göz ardı etmeyin. Yüksek Benliğinizin sizin için yarattığı her şeyi büyük bir arzuyla tamamen öğrendiğinizden emin olun, çünkü bu sizin yeni bin-yıla girişinize izin verecek.

Bu sadece başlangıç. Bu kısa süre zarfınca toplam deneyimi yargılamayın, ve en önemlisi PANİKLEMEYİN!



5 Kasım 2009 Perşembe

ETI BROWNIE


Saya telah diuji dan keluar sempurna, menggunakan salah satu peralatan favorit saya, seperti manja hari saya harus pergi ke toko terdekat untuk mendapatkan satu berjalan.
Meskipun hal ini mungkin tampak sedikit waktu memasak jangan khawatir itu lebih dari cukup, juga masalah mikro adalah bahwa hal itu memberi warna yang baik untuk makanan, kue karena Anda tidak perlu warna.

BAHAN:
2 Telur
85 gr. Gula
2 sendok makan susu biasa
85 gr. Chocolate Fondant
85 gr. Mentega
Royal Timur pada ragi
55 gr. Tepung
50 gr. Nueces atau lebih

Persiapan
Lelehkan coklat dengan mentega di microwave dan aduk rata. Buku. Selain memukul telur dan gula, tambahkan susu, cokelat dengan mentega dan campuran. Tambahkan tepung dan ragi dan aduk dengan spatula menyelubungi gerakan.
Grease microwave wajan dengan minyak dan tepung, tuangkan campuran dan tambahkan kacang oleh encima.Meter dalam microwave selama 5 menit pada kekuatan penuh (800 W)
Setelah waktu diamkan 5 menit di microwave, dengan sisa-sisa panas menyelesaikan memasak. (Hal ini penting untuk tidak membuka pintu oven sampai mereka lulus 5 menit terlambat karena kita akan kehilangan banyak panas dan tidak akan selesai lakukan.)
Posting ini akan mencurahkan ke Taru, aku tahu bahwa aku tetap diam, untuk membuat hidup dan memberikan kejutan bagi Anda churry.

LANNY


Beğen

Senno Dorawiiiii... langsing!!!! aku lemu :(
Bugün, 17:34

Lanny SampurnaMana mgkn dora gemuk??gemuk loh tetep seksi yooooo!!!!
Bugün, 17:37

Senno Dorahiks hiks hiks..... you don't know.
Bugün, 17:42

Lanny SampurnaI know yoooo....bhs inggrisku 4 dooo!!maklumi yooo say??km tetep cantik kok....!!kapanpun jg....poroper!!
Bugün, 17:43

Senno Doramuachhhhhhhhhhhh
Bugün, 17:45

antipasto


Herşey iyi hoş güzel ilerlerken bitmek bilmeyen ruhsat prosedürleri gereği dükkanı neredeyse yeniden altyapısıyla beraber yaratmamız gerektiğinde hiç düşünmeden tamam dedik. Tamam ne gerekiyorsa yaparız... Su ve elektrik tesisatını yeniler, tüm yerleri kırdırıp yeniden yapar, duvarları boyatır, tavana alçıpan, gömme ışık yaptırır ön pencerenin yeniden taktırır, giriş merdivenlerini de daha şık bir hale getirir başlarız işe demiştik.

Ama...Ama herkes iyi niyetli değil maalesef. Sıra kontrat imzalamaya geldiğinde mülk sahibi dükkanın içine yapılacak onca yatırıma rağmen devir hakkı ödemeyeceğini söyledi. Yani bu şu demek; biz dükkanın içine milyarlarca para yatırıp adam edicez, dükkana değer kazandıracağız fakat biz dükkandan çıkarken bu para bize kesinlikle geri ödenmeyecek! Bu boşyere para gömmek değildir de nedir? Açgözlülük, terbiyesizlik değildir de nedir? Neden ve ne için böyle boşuna para yatıracağız ki?

En nihayet mülk sahibinin iyi niyet kurallarından çok uzak olması nedeniyle dükkanı tutmaktan vazgeçtik. Çünkü biz bakımsız bir yeri bakımlı bir yere dönüştürüp keriz yerine konulmak için biriktirmedik bu sermayeyi. Ve hiç kolay da biriktirmedik.

xxx

Sonuç olarak bir süre evden bir internet sitesi açıp oradan sipariş alarak çalışmaya karar verdim. En azından bu süre zarfında gitmeyi planladığım diğer birkaç aylık eğitimimi bitirmiş hem de çevre edinmiş olurum.Mutfağımı buna göre yeniden düzenledim. Çalışma tezgahı ve yeni raflar ve birçok ekipman aldım.Okula kaydımı yaptırdım.

Veeeee sıkı durun yeni mutfağımın tamamlandığı akşam ilk siparişimi aldım ve satışını gerçekleştirdim. Ve sanıyorum her Pazar günü brunch için bu sipariş tekrarlanacak. Gerisinin de geleceğine inanıyorum.

Şu sıralar internet sitesi tasarımı, yeni eğitim, kartvizit,katalog çalışmaları için koşturuyorum. Ve hiç değilse bunlar bitene kadar istediğim gibi bir dükkan bulabileceğimi düşünüyorum ve bu arada da yeni müşteriler edinip sipariş alıyorum.

Kısacası bu durumda aslında pek de üzülecek birşeyler yok :) Herşey benim açımdan çok olumlu gidiyor. Sitemin bitmesinive sizlerle paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyorum...Şimdilik haberler bu kadar...Sevgiyle kalın olur mu...

Not: Aşağıdaki yazıya muhteşem yorumlar bırakan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.Yoğunluktan dolayı ancak biraz önce okuyup yayınlayabildiğim için kusura bakmayın olur mu? Mailler için de ayrıca teşekkür ediyorum...Bana ilham veriyorsunuz...
8 yorum

ISPANAK


Bu yemeği bilmeyen yoktur herhalde…

Malzemeler:
½ kg ıspanak
2 orta boy soğan
2-3 diş sarımsak
5-6 yemek kaşığı sıvıyağ
2 yumurta
Tuz

Yapılışı:
1) Küp küp doğranmış soğan ve sarımsağı sıvıyağda kavurdum.
2) Sonra yıkayıp iri iri doğradığım ıspanağı ekledim.
3) Tuzu pişmeye yakın attım. (Pişince kuşa dönen ıspanağa fazla tuz koymamak için )
4) En son aşamada yumurtaları kırıp,tencerenin kapağını kapatıp 3 dakika daha bekledim.
5) Sonra da afiyetle yedik.

OFFF QUORS

US

ORGANZM


http://www.youtube.com/watch?v=0jNrogPTLGo&feature=player_embedded

27 Ekim 2009 Salı

elmalı tart


Esta es una receta buena donde las haya, y casera, es una receta de una vecina de mi abuela, que ya no va a poder leerla nunca, pero desde aquí se la dedico a Ana.
Antes de poner las cantidades voy a explicar lo que es un tanto, no os pase lo que a mi, que hasta que pregunté bien, me volví loca.
Cuando cascamos un huevo, un tanto es la cantidad de líquido o de sólido que podemos introducir en su cascara. Yo calculo la medida llenando las dos mitades de la cascara con la leche, y lo pongo en un vaso medidor, así ya tengo una medida, un tanto en volumen, para el resto de los ingredientes solo habrá que poner el número de tantos indicado.
Esto hace que la receta siempre quede bien, porque no es lo mismo un huevo S comprado, que uno XL casero.


INGREDIENTES:
1 Huevo
1 Tanto de leche
2 Tantos de aceite de Girasol
3 Tantos de azúcar
Sal
medio sobre de levadura
Ralladura de naranja
Medio tanto de Anís(yo utilizo el licor, no le echo los granos)
La harina necesaria para hacer una masa.

PREPARACIÓN:
Añadimos el huevo en un bol, y le vamos agregando todos los líquidos y mezclamos bien, después añadiremos todos los sólidos empezando por el azúcar, cuando tengamos una masa que no se pegue a las manos, ya estará lista, tiene una consistencia de plastilina, con lo que es muy fácil de manejar. Dejamos reposar una media hora, en lugar fresco envuelta en film transparente.
Hacemos unos bastones del grosor del dedo meñique y les damos forma de rosquilla, las freímos en abundante aceite de girasol, porque el de oliva es muy fuerte, y lo que queremos es que sepan a anís, no a aceite. Rebozamos en azúcar.

uzzzgeeeçççç

uzzzgeeeçççç

favoryt

eros

olga di

emanuella

20 Ekim 2009 Salı

pasta


Sempre quis ter uma casa com paredes às cores :) Mas a 3ªparede não saiu tal e qual como idealizada. Os tijolos não têm todas as faces da mesma cor. Vou ter de reclamar na Olaria!
No entanto, o sabor é extraordinário. Adorei a variação de beterraba. Tão bom ou melhor do que o de cenoura. Palavrinha de honra!
INGREDIENTES:
330 gr de beterraba crúa descascada;
4 ovos M;
1 cháv e meia de açúcar;
1 cháv e meia de farinha de trigo;
1/2 cháv de amido de milho (farinha maisena);
1 colher (sopa) de fermento Royal;
1/2 cháv de óleo de amendoim;
Raspa de 1 limão;
Sumo de 1/2 limão.
CONFECÇÃO:
Picar a beterraba na velocidade 4, por uns segundos até deixar de ouvir barulho.
Juntar os restantes ingredientes à excepção do sumo e raspa do limão. Programar 4 minutos, velocidade 4.
Enquanto a bimby trabalha, juntar o sumo e a raspa pelo bucal. Ao fim de 3 minutos abrir o copo da bimby, empurrar restos da farinha que estejam na lateral, fechar e programar velocidade espiga durante o resto do tempo.
Pulverizar um tabuleiro com óleo, levar a cozer em forno pré-aquecido, durante 30/40 minutos, a 180º. Espetar um palito para verificar se cozeu por completo. Esperar que arrefeça para desenformar e cortar em quadrados.

12 Ekim 2009 Pazartesi

aLLİson

2012 MAYA TAKVİM SONU


21 ARALIK 2012
İşte Maya Takvimi'ndeki o işaretler...

12.10.2009 10:53
Maya Takvimi’nde gösterildiği gibi 2012’de dünyanın sonu gelecek mi? Bu soru, söylenenleri kabul eden veya etmeyen milyonlarca kişinin kafasını kurcalıyor.
Guatemalalı Maya bilgesi Apolinario Chile Pixtun, 21 Aralık 2012 ile ilgili soru bomnardımanına tutulmaktan bunalmış. ‘Merak ettiklerinizi astronoma sorun’ adlı sitenin sahibi, Cornell Üniversitesi’nden Ann Martin, insanların 2012 söylentileriyle korkuda olduğunu söylüyor: “Dördüncü sınıflardan bile ‘Ölmek için çok gencim’ türü e-postalar almak çok kötü. İki çocuk annesi bir kadın çocuklarının büyüdüğünü göremeyeceği için karalar bağlamış.” Guatemalalı Chile Pixtun ise kıyamet senaryolarının Maya Takvimi’nden değil, Batı’dan gelen bilgiler olduğunu anlatıyor.

Peki insanları 2012 çılgınlığına iten söylentiler nereden geliyor? Mayalılar 21 Aralık 2012 tarihinde önemli bir zaman diliminin sona ereceğine işaret ediyor. Konunun meraklılarıysa, kıyamet senaryolarına uyarladıkları 2012 yılında gerçekleşecek astronomik olaylara dikkat çekiyor. Bu olayların 25 bin 800 yılda bir meydana geldiğini söylüyorlar. Bugüne kadar 1987’deki Jüpiter etkisi, Gezegen X gibi buna benzer kıyamet söylentileri türemişti. Ancak bu kez iddiaların bazı arkeolojik temelleri de mevcut.

Meksika’da 1960’ta bulunan tablette Mayaların savaş ve yaratma tanrısının 2012’de beklenmedik bir gelişmenin dünyayı etkileyeceğini söylediğine dair yazılar var. Metnin dünyayı neyin etkileyeceğini anlatan bölümü okunamıyor. Arkeolog Guillermo Bernal, “O gökten inecek” yazıyor olabileceğini düşünüyor ama bu senaryoların, Batı efsaneleri sona erdiği için Mayalara mal edilen fazla ‘Batılı ve Hıristiyan’ bir kavram olduğu kanısında. Mayalarsa 2012’den çok, kuraklık çeken Yucatan Yarımadası için endişede.

arte


Bookmark and Share

27 Eylül 2009 Pazar

MAVERA

puush

I am fed up to read from some people here in the comments, about hanging, shooting or bombing other people, if 8 years bush administration hasen't proved enough that violence is causing problems and not solving! and to all those mankind-haters, you are a still a speciesist, just the other way round. there is as much difference in you to the rest of the remaining population as between stalinism and facism

24 Eylül 2009 Perşembe

aşkpirinim

've this creeping, suspicion that things here are not as they seem.
Reassure me, oh why do I feel as if Im in too deep.
Now Ive been praying, for some way to show them Im not what they see.
Yes I have done wrong, but what I did I thought needed be done, I swear.

Oh, unholy day, if I leave now I might get away.
Oh but this weighs on me, as heavy as stone and as blue as I go.

I was just wondering if youd come along.
Hold up my head when my head wont hold on.
Ill do the same if the sames what you want,
If not Ill go, I will go a long...

..long way, ah, from that fools mistake.
And now forever pay, no run, I will run and Ill be ok.

I was just wondering if youd come along.
Hold up my head when my head wont hold on.
Ill do the same if the sames what you want,
But if not Ill go, I will go a long...

...long way, to bury the past for I dont want to pay.
Oh how I wish, this, to turn back the clock and do over again.

sex-i memn-uuuu


yeni dizimiz vizyona giriyooooo

sen yokmusun


2. ♫.•♥• ♫ .♥
♥. ♫.•♥• ♫ .♥
♥. ♫.•♥• ♫ .♥
♥. ♫.•♥• ♫ .♥

asqhim


. ♫.•♥• ♫ .♥
♥. ♫.•♥• ♫ .♥
♥. ♫.•♥• ♫ .♥
♥. ♫.•♥• ♫ .♥ sqhil chocuq ne ayaksın sen

10 Eylül 2009 Perşembe

pottos


02-sep-2009
Potarros en su tinta
Un plato muy rico, y de sobra conocido por todos. Los potarros son los primos grandes de los calamares, esta receta vale para cualquier otro cefalópodo, lo que habría es que estar pendiente de los tiempos de cocción

INGREDIENTES:
Potarros
Cebolla
Ajo
Miga de pan
Leche
Tinta de calamar
Sal
Vino blanco
Aceite
PREPARACIÓN:
Ponemos un puñado de miga de pan a remojar en leche, también serviría un poco de pan bimbo remojado, esto es solo para darle untuosidad a la salsa, yo también se lo echo a las albóndigas y a las hamburguesas caseras, para que estén más jugosas.
Picamos fina la cebolla y los ajos y los ponemos en la olla rápida con tres cucharadas de aceite.
La ponemos al fuego, y en el momento en que la válvula suba 5 minutos.
Entre tanto limpiamos en potarro si no lo han hecho en la pescadería, y lo picamos un poco más gordo del tamaño que lo queremos encontrar después, porque merma.
Abrimos la olla, dejamos que se evapore el liquido de la cebolla y esperamos a que tome un color dorado, añadimos entonces los potarros, dos sobres de tinta, la miga de pan remojada, escurriéndole bien la leche, y un chorro de vino blanco.
Cerramos la olla y cocinamos diez minutos y listo, normalmente lo dejo hervir unos minutos más porque suelen soltar mucho líquido, hasta conseguir el espesor de salsa deseado.
Etiquetas: pescado, segundos

tatlı


05-sep-2009
Cebollas rellenas de bonito
INGREDIENTES(para 6 personas)
12 cebollas
4 latas de bonito
4 huevos cocidos
1 lata de pimientos
½ vaso de vino blanco
1 diente de ajo
Harina
Salsa de tomate
Guindilla
Laurel
Perejil
Aceite
Sal

PREPARACIÓN:
El bonito se deshace muy menudo, se añaden tres cucharadas de salsa de tomate, los huevos picados muy menudos, un pimiento picado y un chorrito del jugo de los pimientos; luego, se trabaja bien hasta conseguir una mezcla homogénea que se reserva.
Se escogen las cebollas de tamaño similar y se les quitan las capas exteriores, se vacían con el ahuecador y se dejan finas sin romperlas; se rellena con el preparado y se tapa la boca del hueco con un trozo de cebolla.
En un sartén pequeña con aceite muy caliente se fríen las cebollas hasta que estén bien doradas, con un cucharón se echa aceite por encima para que se frían por todos lados.(Cuidado que saltan mucho) Después se van colocando en una cazuela y se reservan calientes.
Se prepara una salsa con un poco de cebolla picada, un pimiento también picado, un poco de salsa de tomate, una cucharada de harina y un diente de ajo machacado en el mortero con una rama de perejil y con medio vaso de vino blanco, y se deja cocer durante 10 minutos.
Después se vierte sobre las cebollas, agregando un poco de agua si fuese necesario. Se adereza con sal, guindilla si se desea y laurel (yo no le puse ni guindilla ni laurel) y se dejan cocer a fuego lento hasta que estén tiernas unas dos horas.
Etiquetas: pescado, primeros

1 Eylül 2009 Salı

Q testi

Tebrikler! Siz bir dehasınız...
İnanınki sizin sahip olduğunuz duygusal zekaya,şuan çok az insan sahip! Hayatınızda gelişen duygusal olaylara zekanızla en doğru çözümleri buluyorsunuz.Bu sayede siz başlı başına bir psikoloji uzmanı sayılırsınız.Lütfen sevdiğiniz insanların başa çıkamadıkları duygusal konularda onlara yardım edin ve hayatta en doğru kararları almalarını sağlayınız..

reelian


28 Temmuz 2009 Salı

macet dimana mana tuh...hhhuuuhhhh sengsara hdp di sby...enak di desa ku yg tenang dan lancar jaya....

24 Temmuz 2009 Cuma

leolin'ler



Raelien Akımı
Raelien akımı 1973 ve 1975 'te Avvergne ve Perigord 'da iki kez uzaylılar tarafından kaçırıldığını öne süren Fransız gazeteci ve otomobil yarışçısı Claude Vorilhon tarafından kuruldu. Uzaylıların mesajını anlattığından dolayı “UFO Dini” veya “Uzay dini” olarak ta adlandırılır.

Uzaylıların gezegenine götürülen C.Vorilhon oradan bir mesajla döndü. Vorilhon 'a göre ; Elohimler 'in yani XXI. Yüzyıl meleklerinin gelişine hazırlanmak gerekli idi.Raelien Akımı, insan ırkının, ilerlemiş uzaylı türlerin klonlanmasi sonucu ortaya çıktığına inanıyor.

Kendisini "Rael" olarak adlandıran Vorilhon 'un verdiği simgede Davut 'un Yıldızı ile Hindistan kökenli gamalı haç birleştirilmişti.Parola ise “şimdi anlama zamanıdır, inanma zamanı geçmiştir” idi. Lider Rael (Vorilhon), insanlığın sırrını, 1973'te Fransa'da bir UFO'dan öğrendiğini iddia ediyor. Müritlerden, cinsel tercihlerini kanıtlamaları için tuhaf cinsel ilişkilerde bulunmaları da isteniyor

Kitabı Mukaddes 'in yeniden yorumlanmasının sonucu ortaya çıkan bu akım, akılcılığı ve bilimselliği benimseyerek ateist ve hazcı bir dine dönüşme eğilimindedir.

RAELİENLERE GÖRE YAŞAMIN BAŞLANGICI VE TANRI
DÜNYADAKİ BÜTÜN HAYATI BAŞKA GEZEGENDEN GELEN İNSAN BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN VE DNA'YI KULLANARAK YARATTILAR.

Bu şahaser yaratılış destanın izi, bütün dini yazı ve gelenklerinde bulunmaktadır. Hz Musa, İsa, Buda ve Muhammed bunlardan bahsediyordu. Onları dünyamıza hoşbuyurma zamanı geldi.

NE OLDU?
13 Aralık 1973’de başka gezegenden gelen ziyaretçi, Fransız gazetecisi Rael ile temasa geçip dünyaya tekrar gelebilmeleri için bir eşçilik kurmasını istediler..

Rael ile buluşan uzaylı insan, dört ayak yüksekliğinden biraz daha büyük, koyu-renk uzun saçlı, badem gözlü, derisi zeytin renkli, görünüşü ahenk, mizah ve neşe saçıyordu. Hz. Rael, geçenlerde verdiği açıklamada buluştuğu Elohim’in görünüşüne bunları ekledi: “O Japonya'nın sokaklarında yürüyecek olsa, onu hiçkimse farkedemez” Diğer bir deyimle, onlar bize, biz de onlara çok benziyoruz. Ve hakikatte bizler, Tevrat'ta yazıldığı gibi "onların benzerinde" yaratılmıştık.

O Rael'e söyledi ki':


"Dünyadaki bütün hayatı bizler dizayn etdik"
"Bizleri sizler, Tanrı diye yanlışa aldınız"
"Bütün ana dinlerinizin başlangıcındayız"
"Şimdi ki sizler bunu anlamak için yeterli derecede
olgunluğa eriştiniz, elçilik sayesiyle resmen
bağlantı kurmak istiyoruz"

MESAJ
Rael’e dikte edilen Mesaj açıklıyor ki, dünyadaki hayat, ne rastgele evrim ne de doğaüstü ‘Tanrı’tarafından ama tamamıyle kasten (bile bile), bilimsel alanda oldukça ilerlemiş uzaylı bilim adamları tarfından ve DNA’yı kullanarak yaratmışlardı. Bu uzaylı insanlar ”kendi benzerlerinde” dünya insanlarını, nasıl deriz ki--”Bilimsel yaratıcılık” yöntemiyle yaratmışlardı. Bu bilim adamlarından ve yaptıkları işlerden ve de sonsuz sembollerinden referanslar, birçok kültürlerin eski yazılarda/dini kitaplarda bulunmaktadır. Örnek olarak, İncil kitabının başlangıç bölümünde bahsedilen yaratılışta ”Elohim” kelimesi ”Tanrı” olarak yanlış tercüme edildi. Çünkü hakikatte bu çoğul bir kelime olup ”uzaydan gelenler” anlamına gelmektedir ve bu kelimenin tekili ”Eloha”dır (ve ”Allah” olarak da bilinmektedir). Dünyanın her tarafındaki yerli kültürler, uzaydan gelen bu ”Tanrıları” hatırlamaktadırlar. Bunlar arasında Amerika, Asya, Avustralya, Avrupa ve Afrika (Dogon ve Twa) kültürlerini örnek olarak verebiliriz.

Kendi başına gelişmesi için insanlardan ayrılıp kendi dünyalarına gitmelerine rağmen, Elohim peygamberler sayesiyle (Hz. Buda, Musa, İsa ve Muhammed gibi..) bizlerle bağlantı muhafaza ettiler. Bu peygamberler, onlar tarafından özellikle seçilip eğitilmişlerdi. Peygamberlerin görevi, her çağa ve kültüre uygun mesajlarla insanlığı derece derece ve anlayış seviyelerine göre eğitmekti. Bilim açısından yeterli derecede ilerleyip onları, Yaratıcılarımız ve çağdaş insanlar olarak tanımamızı sağlamak için Peygamberler, Elohim’in izlerini bıraktılar. Babası bir Eloha olan Hz. İsa, yaşamaya imtiyaz olduğumuz bu İfşa/açıklama çağına hazırlama olarak ona verilen bu mesajları bütün dünyaya yayma görevi verilmişti.

GÜNÜMÜZDE RAELİENLER
Günümüzde Raelien akımı taraftarları Fransa ve Fransa Kanada 'sı başta olmak üzere,dünyanın bir çok ülkesinde taraftarı olan bir dini akımdır. Son yıllarda insan kopyalama çalışmalarına destek verdikleri iddiasıyla gündeme gelen ve haklarında dava açılan, Raelien taraftarlarınca akımının inanan sayısının 50.000 civarında olduğu iddia edilse de gerçekte bu rakam 30.000 dolaylarındadır. Raelien tarikatının Montreal dışında “UFO Land Parkı” bulunuyor

23 Temmuz 2009 Perşembe

Lagu apa?

the rockers coba utarakan, lagu apa yang kalian paling suka di album the rock?

GREENPEACE’E KATILIN

GREENPEACE’E KATILIN!
Evet! Greenpeace'e Destek Vermek İstiyorum!

Yeşil, barış dolu, güvenli bir gelecek istiyorum. Greenpeace’in iklim değişikliğinin durdurulması, yenilenebilir enerjilerin hayata geçirilmesi, dünyanın nükleer enerji ve nükleer silahlardan arındırılması, Akdeniz’de yaşamın korunması için yaptığı çalışmaları destekliyorum. Bu amaçla yapılan çalışmaların güçlenmesine katkıda bulunmak istiyorum.

Kredi Kartınızla Destek Verin, Çevreyi Kurtarmamıza Yardım Edin?
Greenpeace, kredi kartı bilgilerinizi standartlara uygun, güvenli sunucu yazılımı (SSL) ile güvence altına alır. Kredi kartı bilgilerinize Greenpeace görevlileri dahil kimse erişememektedir. Daha fazla bilgi için lütfen güvenlik ve gizlilik sayfamızı ziyaret edin.
Not: Güvenliğiniz için e-postalarınızda kredi kartı bilgilerinizin bulunmamasına dikkat edin.
Eğer bu ödeme şeklini tercih etmiyorsanız, 0212 292 76 19 numaralı telefonmuzu arayarak destek verebileceğiniz diğer yöntemlerle ilgili bilgi alabilirsiniz.
Aylık düzenli destekleriniz bizim için önemi
Düzenli desteğiniz ileriye yönelik planlar yapabilmemizi sağlar. Her ay düzenli olarak destek vererek bize kampanyalarımız için gerekli kaynağı sağlamış olursunuz.
Desteğinizi kredi kartınızdan düzenli çekimler şeklinde almak, işlem masfraflarımızı azaltarak daha etkin kullanmamızı sağlar.
Destekçimiz olduğunuzda size gönderilecekler
Greenpeace’in destekçileri için hazırladığı bülten.
Düzenli destek vererek daha yeşil, temiz ve güvenli bir dünya için bize yardım eden destekçilerimiz için hazırladığımız, yılda dört defa gönderilen, kampanya planlarımız ve başarılarımız konusunda bilgi veren bültenlerimizi alacaksınız.
Lütfen kişisel bilgilerinizi girin
Ad*

Soyad*

E-Posta*

Adres*

Adres

Semt/İlçe*

İl

Posta Kodu

Ülke*

İş/Ev Telefonu

Cep Telefonu

Doğum Tarihi

Aylık düzenli destek vererek Greenpeace Destekçisi olun: (Her ay) (TRY = Yeni Türk Lirası)
Miktar
10 TRY 20 TRY 30 TRY Other: TRY en az 5
Ya da TEK seferlik bağış yapın: (TRY = Yeni Türk Lirası)
Miktar
20 TRY 30 TRY 50 TRY Other: TRY en az 5 Gelecek yıl desteğimin otomatik olarak yenilenmesini istiyorum.
* İşaretli bölümlerin doldurulması zorunludur.
Desteğinizi onaylamak için "Onaylıyorum" butonuna basınız.
ONAYLIYORUM

2u erkek idare ettiğim oldu'

Nurgül Yeşilçay özel hayatıyla ilgili samimi itiraflarda bulundu.

Sadık Şendil’in tiyatro oyunu “Yedi Kocalı Hürmüz”, sinema filmi oluyor.Hürmüz rolünü üstlenen Nurgül Yeşilçay, Kelebek'e verdiği röportajda kendisinin de bir zamanlar iki erkeği aynı anda idare ettiğini söyledi ve ekledi: “Birinin bir şeyi hoşuna gidiyor, diğerinin başka bir şeyi... Fakat sonunda ikisinden de kopuyorsun, çünkü üçüncü birine aşık oluyorsun.”

19.7.2009

20 Temmuz 2009 Pazartesi

adamın biri


ADAMIN BİRİ ÇÖLDE AÇLIKTAN ÖLMÜŞ AMA KEMERİ ALTINDANMIŞ

altına dikkat


Altın fiyatları 4 kat artacak
ABD'li altın borsası uzmanı Wood, şu anda 900 dolar olan altının ons fiyatının 3 bin 500 dolar olacağı iddiasında bulundu
20 Temmuz 2009 Pazartesi, 14:05

ABD konut piyasasındaki krizi tahmin eden altın borsası uzmanı Christopher Wood, altın fiyatlarının, gelecek yıla kadar dörde katlanacağını savundu.

Christopher Wood, halen onsu 900 dolarlarda bulunan altının onsunun 3 bin 500 dolara ulaşacağı iddiasında bulundu.

Wood'a göre, finansal sektördeki kırılganlıkları gören ve bunu bir daha yaşamak istemeyen yatırımcılar ''güvenli yatırım aracı'' olarak kabul edilen altına yatırımda bulunacak.

Son 10 yıldaki altın fiyatlarını analiz ettiklerini kaydeden Wood, grafiklerin de altına yatırıma işaret ettiğini ifade etti.

Altının onsu, uluslararası piyasalarda 935 dolardan işlem görüyor.

Altının onsu, bu yılın başlarında 1000 doları test etmişti.

AA

17 Temmuz 2009 Cuma

h1h1

İngiltere şokta

17.07.2009 09:16
Tony Blair’in eşi Cherie Blair’e domuz gribi teşhisi konulduğu açıklandı

Avrupa’nın 6 bin kesinleşmiş vakası ile domuz gribinden en çok etkilenen ülkesi olan İngiltere’de hastalık en üst düzey hastasını buldu. Ülkenin eski başbakanı Tony Blair’in eşi Cherie Blair’e domuz gribi teşhisi konulduğu açıklandı. Hafta başında ateşlenen ve boğaz ağrısı nedeniyle hastaneye giden 55 yaşındaki eski First Lady’de Londra’daki bir klinikte teşhis konuldu. Hastalık nedeniyle Tamiflu tedavisine başlanan Blair, evinde istirahata çekildi. Hastalığın Tony Blair ve çiftin 4 çocuğuna geçmediği belirlendi. Bayan Blair’in de hastalığı nerede yakalandığı da açıklanmadı. Geçen hafta da Başbakan Gordon Brown’un başbakanlık resmi

14 Temmuz 2009 Salı

göbeklitepe/ş.urfa

Kazılarda ortaya atılan en çarpıcı iddiaysa Adem ve Havva`nın yasak elmayı dişlediği `Cennet Bahçesi`nin Göbeklitepe`de olabileceği iddiası!

Kazı çalışmalarını yürütmekte olan Schmidt, İncil`de geçen Cennet Bahçesi`nin Göbeklitepe`nin ta kendisi olabileceğini düşünüyor ve ekliyor: "Göbeklitepe cennetten bir tapınak!"

Şanlıurfa'nın 18 kilometre kuzey doğusunda yer alan Göbeklitepe'de 15 yıldan bu yana yapılan arkeolojik kazı çalışmaları insanlık tarihinin neolitik dönemine ışık tutacak bulgular ortaya çıkarıldı.

Kazılarda elde edilen bulgular, Bölge'nin dünyadaki en eski ilk inanç merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor. Kesin olmamakla birlikte dünya tarihinde ilk insan kurban etme törenlerinin de bu bölgede gerçekleştiğini düşünen uzmanlar, bölge yerlilerinin dünya üzerinde var oluş soruları soran ilk insanlar olduklarını da belirtiyor. Uzmanlara göre bu tapınağı yapanlar yeryüzünde ilk kez evren nedir, biz neden buradayız sorusunu soran kişiler.

Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, dünyanın ilk tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe'nin aynı zamanda dünyanın en eski heykel atölyesi olma özelliği taşıdığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Kürkçüoğlu, Göbeklitepe'de, Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsünde görevli Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında bir ekiple 15 yıldır kazılar yapıldığını hatırlattı.

Kürkçüoğlu, yapılan çalışmalarda, günümüzden 12 bin yıl öncesine (neolitik dönem) ait yabani hayvan figürlü 'T' biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve çakmak taşından yapılmış aletlerin gün yüzüne çıkarıldığını ifade etti.

Kürkçüoğlu, 'Avcı ve toplayıcı döneme ait tapınaklar, Urfa'nın, inanan insanların dünyadaki en eski merkezlerinden olduğunu ortaya koyuyor' dedi. Kürkçüoğlu, üç semavi dinin mensupları için kutsal kabul edilen Urfa'nın bu özelliğiyle daha da önem kazandığına işaret ederek, günümüzden 12 bin yıl öncesine ait kalıntıların bölgede yaşayan insanların mimari yeteneklerinin olduğunu ve çeşitli zamanlarda bir araya gelerek dinsel törenler yaptıklarının belirlenmesini sağladığını kaydetti.

Göbeklitepe'deki buluntuların bilinenin aksine mimarlığın, avcı ve toplayıcı topluluklar zamanında da var olduğunu ortaya koyduğuna dikkati çeken Kürkçüoğlu, şunları kaydetti:

'Dünya'nın en eski tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe kazı alanı aynı zamanda dünyanın en eski heykel atölyesi olma özelliğini taşıyor. Arkeologlara göre Göbeklitepe, neolitik dönemde belirli bir bölgeyi denetim altında tutuyordu. Belki de bölgede yaşayan kabile, dinsel törenleri düzenleme dışında gündelik yaşamla ilgili işleri denetim altına alıyor, aletlerin üretim ve dağıtımını düzenliyordu. Göbeklitepe'de bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan buluntular, Anadolu'nun tarih öncesi dönemine ait bilinenleri ve kültür tarihini daha eskiye götürerek, tarihi bilgilerin yeniden yazılmasına sebep olmuştur.'

1963'TEN BERİ KAZILIYOR

Neolitik döneme ait yerleşim birimi Göbeklitepe'de ilk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nden görevlilerin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe'deki kazı çalışmalarını, 1995 yılından itibaren Urfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklaşa yürütüyor.

LAKSMİ

"We all know, of course, that there isn't a single study indicating dangers of soy that isn't severely flawed."LAKSMİ

13 Temmuz 2009 Pazartesi

genetik


GEN-ETİK OYUNLAR

Geçen akşam evde mevsimi olduğu için bir kavun yemek istemiştik. Yedik de ama bir kokusu vardı ki hiç sormayın. Bir süre sonra iyi kafa yapmıştı bende Tiner kokuyordu resmen. Kendime geldikten sonra internetten araştırmak istedim şu gen-etik oyunları..

Okuduklarıma inanamadım meğer neler yiyiyormuşuz. Mesela size tek bir örnek vereceğim bu konuda, yeterli olacaktır neler olduğuna dair. Uzun süre dayanabilsin diye domateslerin içine balık geni ekliyorlar. Yani bu da demek oluyor ki eve aldığınız domatesler yakında hamsi balığı gibi oynamaya başlarda hiç şaşırmayın….

Tek dertleri satış yapmak, para kazanmak diye düşünebilirsiniz… Aslında iş o kadarla kalmıyor ve o kadar da basit değil. Artık bu bir uluslararası oyuna ve savaşa dönüşmüş durumda. Bu devirde zaten kimse topla, tüfekle uğraşmıyor. Ürünlerde belli ülkelerin hakimiyeti altına giriyorsunuz. Onu bırakın bu ürünlerle bir ülkeyi, bir ırkı bile yok edebilirsiniz. İlacı da kendilerinde olan bir hastalık çıkarabilirler. Bir kez ekile bilen, artık bir daha ürün vermeyen topraklar yaratabilirler ve onların istediği üründen başkasını ekemezsiniz. Bu durumda hiç bir şey yapamazsınız, hakimiyet onların elinde nasıl olsa.

Gene her olayda olduğu gibi buna da paranoya diyenler olacaktır elbet. Onlara da şöyle bir örnek vermek isterim. Her şey atomun keşif hikayesi gibi. O da ilk bulunduğunda sadece etik olarak insanlığa faydalı bir keşifti. Simdi ise bütün dünyayı yok edebilecek güçte. Aynı olay genetik bilimi içinde geçerli. Atom bombasını yapan insanlıktan bu söylediklerimin beklenmesi sizce paranoya mı?

Dikkatli olunmalı tabi ki ama bir insan bir ürünün geninin değiştirilmiş olmasını anlaması imkansız. Tek yapabileceğimiz rengi, kokusu ve görüntüsüne bakmak, bu da yeterli olmayacaktır. Sebebini masalda ki pamuk prensese, cadının zehirli elmayı verme olayını bir kez daha düşünürseniz daha iyi anlarsınız. Ama ne yazık ki tek fark biz uzun bir uykuya daldıktan sonra öpüp uyandıracak kimsenin olmayışı.

Akşamcılar için gen bilimcilere de güzel bir fikirim var aslında. Kavunun içine peynir ve rakı enjekte ederse nasıl olur acaba? Hazır hiç uğraşma, üçü bir arada marketlerde… Saygılar ….